31 Mart 2025 - Pazartesi

Hicret ve Bayram: Yolculuğun ve Kavuşmanın Hikâyesi

.

Yazar - Ramazan Yıldırımçkar
Okuma Süresi: 5 dk.
Ramazan Yıldırımçkar

Ramazan Yıldırımçkar

-
Takip EtGoogle News

Hicret ve Bayram: Yolculuğun ve Kavuşmanın Hikâyesi

Hayat, insana bazen bir ayrılığı, bazen bir kavuşmayı öğretir. Hicret, insanın geçmişinden koparak yeni bir başlangıca yürüyüşüdür; bayram ise o yürüyüşün sonunda varılan huzurun, ödülün ve sevincin adıdır. Biri meşakkatle, sabırla ve umutla dolu bir yolculuk; diğeri ise emeklerin karşılık bulduğu, mutluluğun gönüllere serpildiği bir duraktır. Her hicretin içinde bir bayram saklıdır ve her bayram, bir hicretin ardından gelen müjde gibidir.

Göç eden kuşlar gibi bazen insan da yola çıkmak zorunda kalır. Kimi zaman zulmün pençesinden kurtulmak için, kimi zaman ise ruhunu sıkıştığı kafesten özgürlüğe uçurmak için… Hicret, sadece ayakların kat ettiği bir mesafe değildir; aynı zamanda kalbin ve ruhun yaptığı büyük bir yolculuktur. İnsan, alışkanlıklarını, geçmişini, hatıralarını sırtına yükleyerek yola çıkar, fakat vardığı yerde bambaşka biri olarak yeniden doğar.

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Mekke’den Medine’ye hicreti de böyle bir yolculuktu. O ve arkadaşları, sadece bir şehirden diğerine gitmediler; aynı zamanda karanlıktan aydınlığa, zulümden adalete, ümitsizlikten umuda doğru yürüdüler. Medine’ye vardıklarında artık başka bir dünyanın kapıları aralanmıştı. İşte bayram da tam olarak budur: Bir hicretin ardından gelen huzur, bir yolculuğun sonunda duyulan sevinç.

Bayram, yalnızca bir takvim günü değil, insanın kendi içinde varması gereken bir istasyondur. Bayram, geçmişin yüklerini bırakmak, kalbi tazelemek, küskünlükleri bir kenara koyup sevdiklerine daha sıkı sarılmak demektir. Çünkü bayram, yalnızca tatlıların, güzel sofraların, yeni kıyafetlerin değil, affetmenin, paylaşmanın ve yeniden başlamanın zamanıdır.

Ama unutulmamalıdır ki her bayram, bir hicretin ardından gelir. İnsan, kendi içsel hicretini gerçekleştirmedikçe gerçek bayramı yaşayamaz. Öfkelerden, kırgınlıklardan, kibirden ve bencillikten hicret etmeden ruhun bayrama ermesi mümkün değildir. Çünkü gerçek bayram, insanın içindeki karanlıklardan aydınlığa yaptığı yolculuğun sonunda saklıdır.

Platon’un mağara alegorisinde olduğu gibi, hicret etmek, zincirlerinden kurtulup dışarıdaki ışığa doğru yürümektir. Ancak bu yürüyüş kolay değildir. Aydınlığa çıkan yol, önce karanlıktan geçer. İnsan, hakikati ararken eski dünyasını geride bırakmalı ve bilinmeyene doğru cesur adımlar atmalıdır. Ve her cesur adımın ardından bir bayram gelir—çünkü bayram, değişimin ve dönüşümün bir müjdesidir.

Nietzsche der ki: “İnsan, aşılması gereken bir varlıktır.” Hicret de tam olarak bu aşmanın, kendini yenilemenin ve geride bırakmanın adıdır. İnsan, eski benliğinden vazgeçmedikçe yeni bir kimliğe doğamaz. Bu yüzden bayram sadece bir neşelenme günü değil, aynı zamanda insanın kendi değişimini kutladığı bir andır. Öfkeleri unutmanın, geçmişin yüklerinden arınmanın ve ruhunu tazelemenin zamanıdır.

Bayram, bizi birleştiren, geçmişin yaralarını saran ve insanı insan yapan değerleri hatırlatan bir köprüdür. Tıpkı hicretin Ensar ve Muhacirleri kardeş kılması gibi, bayram da insanları birbirine yaklaştırır. Bayram günleri, bencilliğin, bireyselliğin ve yalnızlığın karşısında duran en güçlü değerlerdir. İnsan, bayramda paylaşmayı, affetmeyi ve sevdiklerine daha çok sarılmayı öğrenir. Çünkü gerçek mutluluk, sahip olduklarımızı paylaşarak çoğaltmaktan geçer.

Her bayram, bize bir şeyi hatırlatır: Hayat bir yolculuktur ve her yolculuk bir dönüşüme gebedir. Önemli olan, bu yolculuğun sonunda neye ulaştığımızdır. Gerçek bayram, maddi hazlardan çok, manevi huzuru hissettiğimizde başlar. Ve her hicret, bizi biraz daha bayrama yaklaştırır. Önemli olan, çıktığımız yolun bizi nereye götürdüğüdür.

Belki de en büyük bayram, insanın kendi içindeki karanlıklardan aydınlığa yaptığı hicretin sonunda saklıdır. O yüzden her bayram, geriye dönüp kendimize şu soruyu sorma vaktidir: “Ben hangi hicreti yaşadım ve hangi bayrama ulaştım?

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.