Van İran'ın Hedefi mi? ABD'nin Truva Atı 'mı?
.

YORUM-ANALİZ / M.SALİH GEÇKEN
vanradikal@hotmail.com -"İran, Van Pirreşıt Dağı'da bulunan NATO (ABD) unsurlarına saldırır mı?" tartışmaları, içimizdeki truva atı tartışmalarını da tetikliyor. NATO’nun ABD ile, ABD’nin de kadın ve çocuk katili İsrail ile özdeş görülmesi, toplumda kabul gören bir gerçekliktir. Toplumsal kabüle göre, Türkiye'ye verilmeyen Patriotlar, Kürecik ve İncirlik Üssünü korumak için verilmiştir. Unutulmamalıdır ki NATO üyesi ülkelerin çoğunluğu Gazze Katliamında İsrail'e destek vermiştir.. İran'a karşı birleşmemelerinin en önemli nedeni enerji ve güç paylaşımıdır.
İstihbarı kaynaklar ve yorumlar da Arzı Mevud (Büyük İsrail) teolojisiyle hareket eden İsrail’in nihai hedefleri arasında Türkiye’nin de olduğu görülmektedir. ABD ve İsrailli birçok siyasinin son günlerde konu hakkında yaptıkları açıklamalar bu bilgileri doğrular nitelikte olduğunu görüyoruz.
Sözde Arzı Mevud (İsrail İmparatorluğu) topraklarını yeniden alma planlaması yıllar önce sızmış olmasına rağmen Türkiye'nin bu planlamayı çeşitli nedenlerden ötürü İran kadar ciddiye almadığı söylenebilir. Türkiye’nin İran’a kıyasla en önemli dezavantajı, İsrail ve ABD’nin 2016’daki hain darbe girişimine kadar ülkenin en mahrem noktalarına kadar sızabilmiş olmasıdır.
CIA ve Mossad’ın İran’da yeterince güçlü olmadığının en basit göstergelerinden biri, İran’ın elinde bulundurduğu füze sistemlerinin kapasitesi, yeri, çeşitliliği ve gücünün etkisinin günümüzde bile bilinmiyor olmasıdır. Sokakta gezen siyasi ya da dini bir kişiyi tespit etmek çok basit bir istihbarat başarısı sayılabilir; ancak Mossad ve CIA’nın İran’ın füze kapasitesini, yerlerini ve yeteneklerini tam olarak bilememesi, ülkenin kritik noktalarına derinlemesine sızamadıklarını, çokta başarılı kurumlar olmadıklarını göstermektedir. Kesnizanı tarikatı ile Irak'a, çeşitli sözde İslam referanslı yapılarla günümüzde bile Türkiye'nin derinliklerine kadar inen bu yapılar, İran'ın çokta derinine inemediğini gösteriyor.
İran yönetiminin böyle bir saldırının kaçınılmaz olduğunu öngörerek yaklaşık 30 yıldır bu senaryoya hazırlandığı ifade edilirken, Türkiye’nin benzer bir tehdidi yeterince “ölüm kalım meselesi” olarak değerlendirmediği ve bu nedenle İran kadar hazırlıklı olmadığı yönündeki görüşler de tamamen yersiz değildir.
Dünyanın en büyük ordusuna sahip ABD’ye ve İsrail’e karşı İran’ın gösterdiği direnişin, özellikle nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler açısından dolaylı olarak Türkiye’ye de stratejik avantajdır. Şımarıklığı, İran şamarıyla sarsılan terör devleti İsrail yöneticilerinin Türkiye'ye yönelik bu günkü sözleri yaklaşık 30 yıldır Türkiye'deki Müslümanlar tarafından dile getirilirken, sekülerler bu tespiti komplo teorisi iddialarıyla yalanlayarak, gerçeklere komplo kurdular. Devşirilmiş bazı sözde Dindarlar, Kemalistler, Milliyetçiler, Solcular pratikleriyle Türkiye içindeki birliği zedelerken, çocuk ve kadın katili israil'e güç kattı. İçimizdeki devşirilmiş kötülere ve dönme Yahudilerin çırpınışların rağmen, bu günkü gerçekler İsrail’in zayıflamasının ya da güç kaybetmesinin Türkiye’nin lehine olduğunu göstermektedir. Müslüman İran’ın direnişi, 21. yüzyılın Haçlı zihniyeti şımarık Siyonizm ve Evangelizme vurulan bir darbe; ruhu musallada yatan Müslümanlara ise bir direniş ruhudur.
Gazze başta olmak üzere Lübnan, Yemen, İran ve dünyanın birçok noktasında Müslüman kadın ve çocukları katleden İsrail’e bugüne kadar her türlü desteği veren Hiroşima katılı ABD iken; İncirlik Üssü, Kürecik Üssü ve Van’ Pirreşıt Dağı'nda NATO'ya (ABD) ait olduğu iddia edilen (Eşelon Sistemi) unsurların, bazı çevrelerce “Truva atı” olarak nitelendirilmesi doğal değil mi? Türkiye'yi açıktan hedefe koyan bir İsrail, İsrail'e koşulsuz destek veren ABD ve birçok batılı ülke varken, bu sistemler ülkemize kötülük değil mi?
2016 hain darbe girişimi sonrasında daha güçlü bir millileşme sürecine girildiği söylemi, 2016 yılına kadar CIA ve Mossad'ın Türkiye'nin şah damarında dolaştığı gerçeğinin de itirafıdır. CIA ve Mossad, 2016 yılına kadar içimizdeyse, askeri yapılarımızı ve gizli silahlarımızı biliyor olabilir mi? Biz “güçlüyüz” söylemlerinin tek başına yeterli olmayacağını söylemek bu ülkeye yapılabilecek en büyük iyiliktir.
Dipnot yerine: Yüzyılın yolsuzluk olayıyla tutuklu bulunan eski belediye başkanının İstanbul'daki görüntüleri ve İstanbul'da yaşayan vatandaşların bilgilerini sattığı iddiası bile, içimizin çokta temiz olmadığını gösteriyor.
