07 Mayıs 2024 - Salı

Belediyeler DEM ve AK Partinin şirketi değil

Belediyeler DEM'li yada Ak Partili siyasilere atalarından miras kalmadı.

Yazar - M.SALİH GEÇKEN
Okuma Süresi: 8 dk.
M.SALİH GEÇKEN

M.SALİH GEÇKEN

vanradikal@hotmail.com -
Takip EtGoogle News

Belediyeler DEM, AK Parti ve bürokratların aile şirketi değildir. 

İşçi alımı dün sorun olduğu gibi bugünde sorunsallığı devam etmekte; işten çıkarmalar dün sorun olduğu gibi bugünde sorunsallaştırılmaktadır. Ak Parti'de DEM Parti'de her iki partiye destek veren bürokrat ve STK'larda kendi torpillilerini işe aldı. Torpil yaptıracak kimsesi olmayan seçmenler DEM ve Ak Parti'ye oy verirken, torpil yaptırabilecek yakını olanlar HDP/DEM,  AK Parti ve kayyumlar döneminde işe yerleşti. Torpilliler Ak Parti ve kayyumlar döneminde ne kadar rahat iş bulduysa; HDP dneminde o kadar rahat iş buldu. Bir farkla, DEM hiç bir ötekini işe almazken; Ak Partili belediyelerin aldığı işçilerin önemli kısmı DEM'li seçmenin torpillilerinden oldu. Kayyum döneminde bazı belediyelerde torpilli işe alım maalesef zirve yaptı. 

Van'da işçi çıkarma pratiği ilk olarak HDP'li Belediye Başkanı Bekir Kaya'nın seçimi kazanmasından sonra başladı. HDP ve PKK sosyolojisinin alanda ve algıda oldukça güçlü olduğu o dönemde Kaya yönetiminin yaptığı ilk iş gazeteci Sinan Başak’ın oğlunu işten çıkarmak oldu. Dönemin sosyo/psikolojisi bakımından oldukça riskli sayılacak "Bekir Kaya:1- Sinan Başak: 0" başlıklı bir yazıyla bunu kınamıştım. Bekir Kaya kazandıktan hemen sonra 80 temizlikçi emektarın işine son verildiğinde de tepki vermiştim.VAN'DA İŞÇİ KIYIMI İLK KEZ HDP'Lİ BEKİR KAYA DÖNEMİNDE OLDU.

Kayyum döneminde torpille VASKİ'ye alınan gazeteci çocuklarına ve torpille işçi alımlarına da karşı çıkmış, bunun ahlaklı bir tavır olmadığını yazmıştım. Bir basın biriminde çalışan bir emektarın yakınını işe almanın, o basın biriminde yetkili olanın yakınını almaktan daha doğru yaklaşım olduğunu yazmıştım. Basın biriminde çalışan bir emektarın oğlunun olduğu yerde müdürün oğlunu işe almanın ahlaki olmadığını ifade etmiştim. Seçimden önce belediyelere torpille alınan işçilere benden başka tepki verenin olmadığını bir çok gazetecinin yakınlarını işe yerleştirmek için çırpındığını zaten yazmıştım. İşin ilginci Ak Partili referansıyla kendileri ve yakınları işe alınan gazetecilerin tamamına yakını Ak Parti karşıtı olmasıydı. 

Zamanında HDP ve Ak Partili belediyelere toplumun birliğine/onuruna katkı sunacak bir öneride bulunmuş, düşüncesi ne olursa olsun mağdur aile bireylerinin işe alınmalarının daha onurlu bir davranış olduğunu söylemiştim. İşe alınabilecek kişiler arasında önceliğin Van Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakfılarından, Belediyelerin yardım yaptığı birimlerden, maddi durumu iyi olmayan ailelere yardım yapan kuruluşlardan alınabilecek listelerden olabileceğini ifade etmiş; ihtiyaç sıralamasına göre davranmanın toplumda kabul göreceğini söylemiştim. 

Allah’ın kendisine hakaret edenleri, inkâr edenleri kendi nimetinden mahrum etmediği bir dünyada işe alımlarda ideolojik değerlendirmelerle kendi yakınlarına daha fazla iş alanı açmanın Allah’ın adaletiyle uyuşmadığını Ak Parti’de ifade edince, dinden ve irfandan nasiplenmemiş menfaatçi yer yetimin tepkisiyle karşılaşmıştım. 

Zengin kişilere, işçi alma hakkı tanınmasının haysiyetsiz bir davranış olduğunu dün ifade ettiğim bugünde aynı yerdeyim. Dün olduğu gibi bugünde işe daha fazla ihtiyacı olanlar varken, sebebi ne olursa olsun kendi adamlarını işe yerleştirmesini ultra ahlaksızlık olduğunu hatırlatmak isterim. Siyasetçilerle, bürokratların belediye yönetiminde atalarından kendilerine miras kalmış bir şirket gibi yönetmelerinin hadsizlik olduğunu, siyasilerin ve belediyelerde yetkili olan kişilerin yakınlarını işe almalarının ahlaki olmadığı hatırlatmıştım. Her güçlü kendisini belediyenin yeni sahibi gibi görüyor, onlarca bahane üretiyordu.  

Kayyum Belediyelerinin ilk genel sekreteri, kendisin belediyesinin sahibi olarak görmeye başlayan Mehmet Yaşar'ın tüm ısararına rağmen, menfaat pastasından bir çok dilim almak için bir araya gelen Vatansever (Pardon VATANSATAR)  gazetecilerin arasına katılmamış, iç edilmek istenen milyonları elimin tersiyle itmiş, Büyükşehir Belediyesinin emektar gazetecisi Mehmet Feyat'a yapılanın ahlaksızlık olduğunu, haksızlığa alet olmayacağımı kendisini belediyesini yeni sahibi olarak gören Mehmet Yaşar'a yüzüne demek zorunda kalmıştım. Bekir Kaya'nın oğlunu işten atan adam, kendi hırsından ötürü HDP'lilerin mobing uyguladığı basın emekterı Mehmet Feyat'a zulmetmek için diş bilemesine sessiz kalmak ahlaki değildi. Belediyenin yeni sahibi gibi davranan Mehmet Yaşar'ın bu zülme ortak olması; Bekir Kaya döneminde yapılalanlardan daha ahlakı değildi.  Haksızlık ve zulüm bizim mahalleden de olsa zulüm, zulümdü. Menfaate odaklananlar dereden kütük geldiği süre içinde ne zulmü gördü nede zulmedeni. Mustafa Yalçın gelince kıblenin yeni yönü Yalçın oldu. Yaşar öldü.  

Toplumun önemli kesimi “Torpille işe alınmış kişiler için eylem yapmak, gariban insanları işe aldırtmak için diretmek kadar onurlu bir duruş değildir” diyorsa, daha onurlu kalabilmek için toplumun sesini duymak gerekir derim.  Yakınlarının işten atılmaması için DEM’li siyasilerle görüşen, akrabalarını aracı yapan kişinin eşi, bacısı ve baldızı işten atılınca “İŞÇİ KIYIMI” diye internet sitesinde haber yapması; birilerinin yaklaşık 20 yakınının işten atılmasından sonra yakınlarının ellerine verdiği dövizlerle hak arıyoruz eylemi toplumda karşılık bulmuyor tam aksine Ak Partili sosyolojide “iyi oldu” tepkisine neden oluyorsa, toplumun kendisini yeniden çek etmesi gerekmez mi? Torpilin olduğu yerde halk geri çekilir, torpilciler ve torpilliler yanlız başına kalır. 

Van'da siyasi rekabette muhalefeti temsil eden Ak Parti sosyolojisinin önemli kısmı torpille işe alınmış kişilerin işten çıkarılmasından mutlu oluyor, kendi yakınlarını işe yerleştirmiş başta siyasiler olmak üzere torpille akrabalarını işe aldırmış kişilerin şu anki tepkileri ahlaki düalizm olarak yorumlanıyorsa, bu tepki dikkate alınmalıdır.

Toplumun önemli kesimi Ak Partili siyasilerle DEM'li siyasileri daha onurlu davranmaya, işçi alımında ekonomik gelirinde referanslardan biri olması yönünde talepte bulunuyor. İşe daha fazla ihtiyacı olanlar dururken, kendine daha yakını birini işe almak hak hırsızlığı, haysiyet yoksunluğu olarak görülüyor. Önceki dönemlerde eleman alımında kendilerine yakınlığı referans olarak alan iki partili siyasiler o belediyelerin sahibi olmadıklarını, sadece yönetmek için orada olduklarını bir kez daha hatırlatmakta fayda olabileceğini düşünüyorum.

SON SÖZ: Torpil en büyük ahlaksızlıktır. Talepte, pratikte ahlaksızlığın bir parçasıdır.

HATIRLATMA: Bazı belediyelere yeniden kayyum ataması yapılır da  işe ihtiyacı olmadan torpille işe alınan ve DEM’in çıkardığı işçilerin tamamının yeniden alınması çokta ahlaki olmaz. Belediyeler DEM'li ve AK Partili siyasilerin şirketi değildir. 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları