DEM ve Ak Parti neden oy kaybediyor.
.

M.SALİH GEÇKEN
vanradikal@hotmail.com -DEM ve Ak Parti neden oy kaybediyor.
Ak Partili siyasilerle DEM Partili siyasilerin “bireysel çıkar ve menfaatte birbirlerine benzeşti” eleştirisini son günlerde daha sık duyar oldum. Bireysel kazanım ve rantta HDP ile AK Partili siyasilerin eşit düzeye indirgenmesi benim için az biraz şaşırtıcı oldu. Son zamanlarda duyduğum en ilginç eleştirilerden biri oldu, diyebilirim.
2024 yerel seçiminde Ak Parti ile tüm belediyeleri kazanmasına rağmen HDP/DEM’in oy kaybetmesi, siyasete olan ilgi, siyasetçiye olan güvenin kırılganlığından kaynaklandığın söyleyebiliriz. Öteki psikolojisinin bireyde yarattığı heyecan, içerdekinin menfaate ve çıkara yönelmesinden ötürü sinerji kaybettiriyor. Büyük endişelere ve korkulara neden olacak durumlar söz konusu olmazsa seçmenin ilgisi ve sandığa gitmeme tepkisi devam edecektir.
Parti/ideoloji/program takipçilerini daha zinde ve diri tutarak algısal bütünlüğünü süreklileştiren en güçlü motivasyonlardan biri olan "DAVA" kavramının bütünleştiriciliği, farklı terminolojiyle ifade ediliyor olsa da algısal bağlamda ortak hedefe yönelen toplulukları bir çerçeve etrafında toparlama gücü, siyasetin en büyük dayanağıdır. Dava bağlılığı, küçük hatalara rağmen kopuşu engelleyen güçlü gönüllülük olsa da çıkarcılık ve bireysel/grupsal menfaate odaklanma, karşılıksız destek veren grupta kırılmalara, tepkiye, karşı duruşa ve davaya ihanet ediliyor eleştirisiyle kopuşa neden olacaktır.
Toplulukları ortak bir hedefe yönlendirerek siyasete güç katan DAVA olgusunun devamlığı, anlam bütünlüğüyle pratiklerin birbirini tamamlıyor olmasına bağlıdır. Siyasetin hareket kabiliyetine en güçlü desteği sunan topluluklar “DAVA" inancından ötürü verdiği destek; öncüler yada önde bulunanların menfaatine yönelik eylemlere meze edildiğinde, kaybın anahtarı olacak, davaya ihanetle suçlananlar öncü ve önderlere yönelik kin ve dönüşerek, destek karşı mücadeleye dönüşecektir.
Toplulukların kavram ve ideolojik terminolojilerinden kaynaklanan farklılıklarına rağmen kendi tanımlamalarıyla inanarak gönül bağladıkları "DAVA"larına verdikleri güçlü desteğin önde ya da öncü olanların obezleşme arzularına kurban ederek kirletilmesi, günümüzde yaşanan sonucu doğurmuştur.
İnançsal ve duygusal kabulle “DAVA” şemsiyesinin altında bir araya gelen topluluklar, söz ve güç sahibi kişilerin çıkarına ve menfaatine evrilmesi halinde, ilk önce eleştiri, daha sonra rekabet ve nihayetinde karşı mücadele şekline dönmesi kaçınılmazdır. Van özelinde Ak Parti'de eleştiriyle başlayan, bireysel mücadele ile devam, nihayetinde başka partilerde yer alma şekline dönüşen karşı duruş; kısa süre sonra DEM'de görülecektir.
Van özelinde asgari düzeyde sahip olunması gereken edep, terbiye, hoşgörü, bilgi ve beceriye sahip olmayan kişilerin siyasette yer edinmeleri, toplumsal algıda bu kişilerin kötü/menfaatçi/çıkarcılıkla suçlanması, 2002’den günümüze Ak Parti'ye ciddi anlamda oy kaybettirirken; HDP/DEM'de kaybın yaşanmaya başladığı görülmektedir. 2024 seçim sonuçların bu açıdan önemlidir.
***
Van özelinde HDP/DEM'li yönelik eleştiriler:
1- Dine ve kültürel yapılara karşı kayıtsızlıkları,
2- Emek harcamamış, dışardan insanlarla/ sorunlu isimlerin aday yapılması
3- Belediyeye eleman alımında torpil yapılması
4- Türk solcuların ve Alevilerin partide Kürtlerden daha fazla söz sahibi olmaları
5- Zana ve Demirtaş gibi isimlere partiye sonradan dahil edilen Türk solcuları ve Aleviler tarafından yapıldığına inanılan vefasızlık
6- Maddiyat ve makamın daha çok öncelenmesi.
7- Kürtlerin emeğiyle büyüyen partinin CHP’nin arka bahçesi haline getirilmesi
7- Alanında kalifiye kişiler olmasına rağmen, yetersiz insanları tercih edilmesi
8- Kayyımdan önce belediyeyi yönetiminde bulunan HDP’lilerle, seçimden sonra yönetimi alan DEM Partili siyasilerin rekabetinden kaynaklanan hoşnutsuzluk.
9- Van Büyükşehir Belediye başkanının halkın sıradan isteklerinin (çöp toplama-mahalle arası zarar gören asfaltı yapamama) yapılamaması.
10- İşe alınanlar arasında ayrım yapılarak, yönetimlerin kendi oluşturdukları listeleri işe almaları.
11- Van Büyükşehir Belediye Başkan Zeydan’ın başarısız ve yetersiz olması
***
Van özelinde AK Partili siyasilere yönelik eleştiriler;
1- Van'ın sosyal dokusunda hala gücünü koruyan birincil ilişkilerde saygı duyulacak kişilerin yok denecek kadar az olması.
2- Toplumda saygın kişi olarak kabul edilen, entelektüel, aydın, din adamı ve geniş aile büyüklerini etkileyecek bir yapı ve kişilerin olmaması.
3- MHP'nin bir adım ötesinde Türkçü bir yapının hâkim olması.
3- Ak Parti'de sıradan yetkisi olanlar dahil olmak üzere, Ak Partili siyasilerin ihale ve eleman alımı konusunda bürokratlara baskı kurması.
4- AK Partili siyasilerin kendi aralarındaki kavgadan ötürü, Van bürokrasisinde yaşanan kargaşa, bürokratın kent için kullanacağı enerjiyi gereksiz yere harcaması.
5- Ak Parti'nin ilke olarak belirlediği asgari adalete riayet edilmemesi, güç zehirlenmesi.
6- Herhangi bir kurumda disiplinsizlik gösteren elemana verilen uyarı cezasına dahi müdahale ve kendi yakınlarının daha rahat ettirecek talep öi baskı.
7- Bir siyasetçide asgari düzeyde bulunması gereken zorunlu bilgi, tecrübe ve becerinin olmaması.
8- Ak Partili siyasilerin halktan kopuk olması, kendi saltanatlarını koruma gayretiyle kendilerini biat etmeyenleri dışlamaları.
9- Ak Parti'ye doluşanların önemli çoğunluğunun bireysel çıkarı için orada olduğunu.
Her iki partide aile ilişkisini yürütemeyen kişilerin çoğunluğu, asgari düzeyde siyasi bilgiden kopuk olmaları, menfaat söz konusu olduğunda, düşman olarak ilan edilenlerle akçeli ilişkilerin kurulduğu, eleştirileri her iki parti içinde yapılıyor.
Her iki kesimin güçlü torpillisi her iki kesim tarafından iyi görülüyor eleştirisi birçok örnekle ispatlanabilir eleştiri olarak savunuluyor.
SEÇİMDEN ÖNCE AK PARTİ TARAFINDAN ALINAN İŞÇİLERİN ÖNEMLİ ÇOĞUNLUĞUNUN HDP/DEM’İN TORPİLLİ SEÇMENİNDEN OLMASI, örnek olarak göze çarpıyor.