ANKARA'DAN VAN AK PARTİ VE DEM'E ELEŞTİRİ
.

M.SALİH GEÇKEN
vanradikal@hotmail.com -Ankara’dan Van’a bakınca tablo pek de iç açıcı görünmüyor.
Başkentte yapılan sohbetlerde Van, azda olsa övgünün çoğunlukla eleştirilerin odağında yer alıyor. Sağlık seyahatlarım nedenleriyle sık sık gittiğim Ankara’da dostlarla bir araya geldiğimizde, konuşmalarımızın önemli bir bölümünü doğal olarak Van oluşturuyor.
Farklı düşünceler farklı yorumlara yol açsa da bazı konularda ortak kanaatler dikkat çekiyor. Bu çerçevede Vali Ozan Balcı’nın çalışmaları geniş kesimler tarafından başarılı bulunuyor. DEM seçmenleri arasında “Allah var, adam güzel işler yaptı” diyenlerden, CHP’ye yakın isimlere kadar farklı çevrelerde Vali Balcı’nın icraatları övgüyle anılıyor. Van Belediyesi’nde uzun süre genel sekreterlik yapan Turan Demir’in, “Vali Balcı, Van’a yaptığı hizmetlerle yaklaşık 50 yıllık açığı kapattı” sözleri de bu değerlendirmelerin dikkat çeken örneklerinden biri.
Öte yandan 24 yıldır iktidarda olan Ak Partili siyasiler ciddi şekilde eleştiriliyor. İl yönetimi ve siyasi aktörlere yönelik eleştiriler farklı siyasi görüşlere göre değişse de genel kanı, Van’ın yeterince öncelenmediği yönünde. Kayhan Türkmenoğlu'nun son çıkışları başarılı bulunuyor.
Van Ticaret ve Sanayi Odası’nın (VAN TSO) yönetimi de eleştirilerden nasibini alıyor. Kentin düşünsel gelişimine katkı sunulmadığı ve sorumluluğun yerine getirilmediği; yönetim anlayışında bireyselliğin ön planda olduğu ve bunun aşılması gerektiği dile getiriliyor. Şu anki durumu "Lafla peynir gemisi yürümez" atasözü ile yorumlayıp: güzel konuşmanın ve konuşma yeteneğinin kentin sorunlarına çözüm üretmediği vurgusu yapılıyor. Kentin konuşmaya değil hizmete ihtiyacı olduğuna işaret ediliyor.
Kentin ekonomik hareketliliği ve gelişimi için Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) önemine vurgu yapan iş dünyasından isimler, OSB'nin yönetim anlayışının yetersiz olduğunu savunuyor. Sadece iyi niyet ve dürüstlüğün yeterli olmadığı, aynı zamanda öngörüsü yüksek ve daha aktif bir yönetime ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. Gaziantep'in iyi bir örnek olduğu söyleniyor.
Bürokrasinin siyesete angaje olduğu, bürokrasinin siyasetin himayesine sığındığı ve bu durumun kente zarar verdiği yönünde de eleştiriler var. Siyasete angaje olmanın liyakatin önüne geçebileceği, bu durumun da ehil kadroların geri planda kalmasına neden olduğu ifade ediliyor.
DEM’li milletvekilleri ve siyasilere yönelik olarak da kendilerini güncellemeleri gerektiği yönünde eleştiriler dikkat çekiyor. Soğuk savaş dönemini andıran söylemlerin kent halkına katkı sağlamadığı belirtilirken, aday tercihlerine de tepki gösteriliyor. Özellikle bazı DEM seçmeni, “Van’da yetişmiş insan yok mu, neden sürekli dışarıdan isimler tercih ediliyor?” diyerek bu durumu eleştiriyor. Abdullah Zeydan tercihi de bu bağlamda tartışılan konular arasında yer alıyor.
VAN TSO, VATBO ve Ziraat Odası başta olmak üzere birçok meslek kuruluşunun çalışmaları da yetersiz bulunuyor.
Toplumu temsil etme iddiasıyla kurulan sivil oluşumlarin (STK) siyasete angaje oldukları, sivil oluşumdan öte Ak Partinin, Dem Partinin, CHP'nin MHP'nin ve diğer partilerin arka bahçesi haline geldikleri ondan ötürü sivilliklerini kaybetttikleri söyleniyor.
Kısacası, Ankara’da yaşayan Vanlıların Van’a bakışı çokta olumlu değil. Ak Parti ve DEM özelinde siyasete eleştirilirken; bürokrasının siyasete angaje olduğu, bunun da kentteki adalet düzenine zarar verdiği söyleniyor.

