HÜSEYİN ÇELİK FETÖ'CÜ MÜ? TARTIŞMALARI
.

M.SALİH GEÇKEN
vanradikal@hotmail.com -HÜSEYİN ÇELİK FETÖ'CÜ MÜ?
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank’ın, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yıl dönümünde eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e yönelik yaptığı açıklama, Van özelinde yeni bir tartışmanın kapısını araladı. FETÖ sever olduğunu söyleyenler olduğu gibi buna karşı tepki verenlerde oldu.
Hüseyin Çelik’in, ısrarla sürdürdüğü Abdülhamid karşıtlığının "FETÖ'cü mü?" tartışmalarından çok daha önemli olduğunu söyleyenlerin, meseleyi taşıdığı zemin daha agresif görünüyor. Bu çevrelere göre asıl üzerinde durulması gereken konu, Hüseyin Çelik’in, Yahudilerin en büyük düşman olarak gördüğü rahmetli II. Abdülhamid’e yönelik sert eleştirilerini ısrarla sürdürmesidir.
Rahmetli Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma başta olmak üzere birçok tarihçi, Abdülhamid’in Filistin politikası ve siyonizme karşı duruşunu, yönetimden indirilmesinin en önemli nedenlerinden biri olarak görmektedir. Sultan Abdulhamid'in indirilmesindan sonra Yahudilere toprak satışının başladığı ve İsrail devletinin kurulumunun kolaylaştırıldığı ifade ediliyor.
Asıl konuşulması ve tartışılması gerekenin; Hüseyin Çelik'in, Yahudilerin öfkeyle nefret ettiği, Müslümanların rahmetle andığı Abdülhamid’e yönelik eleştirilerinin hangi tarihsel ve siyasal zemine dayandığıdır. Çelik'in, gündelik yaşamda etkisi yok denecek kadar az olan II.Abdülhamid'i bu kadar diline dolamasının gerekliliği nedendir? Çelik'in, ısrarla II. Abdulhamid'e yönelik eleştirilerini sürdürürken nasıl bir çıktı elde etmek istiyor? Topluma nasıl bir fayda sunmak istiyor?
Çelik’in ısrarla sürdürdüğü II. Abdülhamid’e yönelik sert eleştirileri, tarihsel hatalarına rağmen Müslümanlara herhangi bir fayda sağlamazken, Ermeni ve Yahudi çevreleri memnun eden bir söyleme dönüşme ihtimalinin bile Türkiye'ye ne tür bir katkı sunduğu ayrıca sorgulanmalıdır.
Gelinen noktada "Hüseyin Çelik FETÖ'cü mü değil mi?" tartışmalarından çok, Siyonistlerin ve Yahudilerin en büyük düşman ve kötü olarak kabul ettileri II. Abdülhamid’e yönelik yaklaşımı üzerinden değerlendirelmesi gerektiğini düşünüyorum. Toplum nezdinde ve gündelik yaşamda çokta etkisi olmayan II. Abdulhamid'de yönelik bu öfke neden?
Bu arada;
Rahmetli Said Nursi’nin Abdülhamid karşıtlığı, eski Said’in daha sonradan reddettiği hatalı bir tutumdur. O dönemde Said Nursi yaklaşık 30 yaşlarında genç bir isimdir. II. Abdülhamid’in devrilmesinden sonra büyük kayıplar ve Said Nursi dâhil birçok kişinin büyük zorluklarla hayatına devam etmek zorunda kalması, yapılan hatanın en açık göstergelerinden biridir. II. Abdulhamid dönemi kendisinden sonraki dönemlere rahmet okutacak kadar demokratik ve toplumsal kazanım açısından kıymetlidir. Toprak ve kültürel kaybın II. Abdülhamid'den sonra başladığı tarihsel gerçeği ortadayken, yaşanmışlıkları örtbas etmeye yeltenen duygusal körlük hiç bir fayda sağlamamaktadır. Eski ve yeni Said ayrımının en önemli nedeni bu olaydır.
Dinot Yerine:
Çelik’in demokrasi söylemlerinin Türkiye genelinde nasıl karşılık bulacağını bilemem. Van’da, bakanlık döneminde kentteki gündelik yaşama ve yerel işleyişe yönelik müdahaleler hatırlandığında, bu söylemlerin kamuoyunda çok da inandırıcı bulunmadığını söyleyebilirim. Sayın Erdoğan'ın kardeşlerinin, Hüseyin Çelik'in kardeşleri kadar gündelik yaşama müdahil olduklarını duymadım. Mehmet Çelik, kendince beni birazda küçümseyerek "Sen kimsin" tavrını; Abdülhamid ve Said Nursi ile ilgili sorduğum soruya cevap vermek yerine "buranın tadı kaçtı, haydi gidelim" kibrini bu gün gibi hatırlıyorum. Okuduğum kitapların kendisin en az üç kez tartacağını bilmeden

